30 Haziran 2009 Salı

Sex Responsibly.


Sex responsibly. Use Condom!

Individual Social Awareness Photography Project.

http://serhatbayram.deviantart.com/gallery/#Sex-Responsibly

Kristal Elma'yı ısırdım. Dişim ağrıyor.

Kristal Elma'yı ısırdım ve dişim ağrıyor. Ağrısın. KG.

Ha, ödüller şunlar:
Bir tane Kristal Elma Bir tane de ikincilik ödülü.

Serhat Bayram, 21. Kristal Elma Reklam Ödülleri'nde, Reklam Fotoğrafçısı olarak "Esem Mat ve Esem Matör" işleri ile Kristal Elma kazandı. "YKM - indirim" işi ile de 2.'lik ödülü kazandı.

Esem Mator:
http://serhatbayram.deviantart.com/art/Esem-Mator-I-121841301/
Esem Mat: http://serhatbayram.deviantart.com/art/Esem-Mat-I-121839411/
YKM - indirim:
http://serhatbayram.deviantart.com/art/YKM-Indirim-121841849

AD Works.


My professional AD works as a photographer.

http://serhatbayram.deviantart.com/gallery/#ADs

Kepek.

Cinsel bölgelerdeki kıllarda kepeklenmeye kesin çözüm. Böyle bir şey yok fakat her an olabilir. Önce bu yaratılabilir sonra da temizce pazarlanabilir. Ben söyleyeyim de.

Buraya doğru.

Gelin-damat fotoğraflarında çok ayrı bir tat var. Kafası çok ayrı. Geçen sene abim de evlendi. Hiçbir fotoğrafta dümdüz bakmıyorlar, hep bir yerlere ve uzağa bakma tribi var. Olum direkt baktırsana karşıya, baksın adamlar bize. Fotoğrafla iletişime geçelim. İletişime geçme hissini taşıyalım. Hep nereye bakıyor bunlar. S.ktirin yahu. Hep o fotoğrafları çeken adamın elinden oluyor, eliyle tıklatıyor ve buraya doğru bakın diyorlar. Elleri kırılasıcalar.

Kardeşler Gıda & Hanım Eli

Sana bir şey söyleyeyim mi, ev yemekleri yapan her üç yerden ikisinin adı Hanım Eli'dir. Emin ol. Ha bu arada, Her dört bakkalın üçü de Kardeşler Gıda'dır. İstanbul'da bir ton gördüm. Sadece benim evimin sokağında 2 tane Kardeşler Gıda var. Tamamen ayrı. Hiçbir şey diyemiyorum.

Çakar çakmaz çakan çakmak.

Tokai.

Şunu da farkettim, böyle şeffaf çakmaklar varya -ki ben asla almam, tek aldığım Bic'in turuncu çakmağıdır.- onları görünce içindeki sıvı gibi çakmak gazını eşitlemeye çalışıyorum hep. Simetri hastalığı değil ama güzel oluyor.

Çakar çakmaz, çakan çakmak.

Leblebi.


1837837 yani Leblebi. Tersten bakacaksın yeğenim.

Geçen gün yine benim kafa pek yerinde değilken, bir yerledeyiz. Bahçe kısmında olan barda ayaktayız, önümde hesap makinesi var. Dayanamayıp Leblebi yazdım ve bıraktım.

Çok acayip bir duyguydu. Baldırlar ritim tutarken...

Pwned.

Mutsuz.

Of, çok mutsuzum ben hep. Niye mutlu olamıyorum lan?

Te De Ka.


Türk Dil Kurumu. Bu işe el at.

Dün sarhoşken düşündüm de, "Freekick" süper bir kelime lan. En azından bizim dilimizdeki ayrı yeriyle. Magazin kültürüyle. Ritim tutan baldırlarıyla.

Eteğin açılıp, o süreli bir gizem yaratan yerin görünme durumuna Firikik demelerine bayılıyorum. Çok güzel lan cidden. Şaka şaka, kandırdım seni. Lan ne mal bir şey bu.

Topun başına Haydar geliyor. Firikik.

Adına da derler Seks.

Kılementin: - Ne hissediyorsun?

Erik: - Terliyorum.

Ulan Kılementin. Yedin bitirdin. Sen de, senin gibi tüm hemcinslerin de. Ne hissedecek. Rahatlamış işte herif.

Ha, adına da derler Post Ejeculation Syndrom.

Aman Maykıl, canım Maykıl.

Bugünlerde her yerde bir şekilde şu cümle dönüyor hep:

"Yaaa, Maykıl Ceksın ölmüş!"

Bu ya genel bi' muhabbetin içinde patlayabiliyor ya da muhabbet durunca biri ortaya bunu sokuyor. Yeter lan.

En son bu sabah, bizim mahallede sabah 9 akşam 7 vardiyalı top oynayan çocuklardan biri söyledi. Geberdim. Sıcaktan da geberiyorum zaten. Kafalarına yukarıdan su dökecektim. Selametle.

bili cin.

Robinson Kıruz ve Cumali.

Kaç yaşındasın?
-23, yirmiüç.
Sanatla ilgilenmeye başlamana neden olan şey neydi?
-Van'da, -ben henüz 6 yaşındayken ve devlet bizi zorla köyden çıkarıp köydeki evler yıkılmadan önce- yazları köye giderdik. Güzeldere köyünün yanından geçen otoyolun kenarında, cizlavitleri / hottoları çıkarıp çıplak ayakla çok sevdiğimiz Coca-Cola arabasının geçmesini beklerken; kamyoncu Cumali'nin yanımızda durup portakal yüklü kamyondan bir tane portakal vermesiyle dedim ki: "Ay lav DADA!" 2007 Ağustos'ta Van'a gittiğim zaman Kamyoncu Cumali'yi görmüştüm ve keşke bir portakalım ve bir fotoğraf makinem olsaydı demiştim. Sanatla ilgilenmiyorum, sadece bakıyorum.
Çalışmalarını yaptığın esnada kendini nasıl hissettiğine dair bir betimleme yapar mısın? .
-Göze portakal kabuğu sıkar gibi; Post Ejaculation Syndrome.
Onları paylaşmandaki amaç nedir?
-Gelip kalıcı bir heves.
"Takip etmekten çok keyif alıyorum" dediğin 1-2 isim sayar mısın?
- Juergen Teller. Jan Saudek.
50 yaşına geldiğinde tahminen ne yapıyor olacaksın?
-Oğlum olursa pipisine ip bağlayıp yoyo gibi sallayıp çekeceğim.
En sevdiğin müzik grubu hangisi?
-The Residents.
Peki en iyi yapabildiğin yemek?
-Keledoş.
Bu yazıyı okuyan insanlara söylemek istediğin herhangi bir şey var mı?
-Klozetin yanındaki çöpte portakal jöleli Eti Cin paketi vardı.

Otur sıfır.
http://serhatbayram.deviantart.com/

Hayvanlı Porno

28 Haziran 2009 Pazar

Beyoğlu, kimin oğlu?

Akepe'nin oğlanı. Bütün terasları kapatmışlar. Baltalamacı herifler.

Ulan sen kim oluyorsun da Peyote'nin terasını kapatıyorsun? Tu! Yazıklar olsun. O saçlarını sağa sola tarıyorsun ama geceleri dışarı çıkamıyorsun diye bunların hepsini yapıyorsun değil mi sayın Beyoğlu belediye başkanı.

O Peyote'de masaya şişeyle gelen Efes varya, bildiğin tamirhane şişesi. Neyse, çok güzel bi' şişe o.

Eyvallah.

Orkid. Bira.

Sıcacık bir orkid ve buz gibi bir bira. Bak sen.

Neyse.

Niye böyle bir şey dedim? Dedirten ne.

Sana yemin, şu bakkalardaki simsiyah "LEŞ!" ama aynı zamanda bazı yerlerinde siyah noktacıklar olan poşete yanıyorum lan. Deliler gibi.

O nasıl siyah olum. Bir de içine orkid ya da bira koyunca ekstradan gazeteye koyuyorlar. Lan Dayı, ordan Maykıl Ceksin beyazı bile pörtlemez. Senin haberin yok. Güzel insan.

Beyaz fakır.


Erkekler aslında saçlarını boyamak, beyazlarını defetmek için eşlerinin saç boyalarını kullanıyorlar. Kendileri de alamıyor, reyondan onlara aldırıyorlar.

Yalnız, benim favorim böyle "LEŞ!" siyah. Kuzgun gibi. Selami Şahin'de var mesela. Obey.

Neyse, reklam kampanyasını bana versinler; süper Radyo Spotu ve film yazarım.

Adnan Şenses celebrity.

"Neden saçların beyazlamış arkadaş!"

Distruption.

Distrapşın. Kımınıkeyşın.

hav ar yu?

Yeğenim, bacım;

Ekmek çarpsın ki bu aralar çok acayip bi' adam oldum ben. Çok sıkılıyorum; her şeyden. Nasıl bir süreçtir çözemedim. Ha, şu an kedim -Canıtın Puaça- klavyenin üzerine sıçıyor o derece kötüyüm. O kadar kötüyüm ki, aklıma Sibeyl John; löpür yağları ve "Havar havar havaaar, komşular havaaaar!" şarkısı zipleniyor. Yazıktır bana.

Ha. Yo. Ha. A-ha a-ha!

Tiçır Rabırt: Hellö. Hav ar yu? Sibel! Hav ar yu ay sed tu yu!?
Sibeyl John: Havar, havar, havar; komşular havar. Yiğidim vurulmuş komşular hav ar yu!

Yükte ağır, pahada hafif.

aeo.
al lah'a emanet ol.

dgko.
doğum günün kutlu olsun.

ha, bir de ecnebi memleketlerde güzel şeyler var.

xoxo.
Öperim, çok pis sarılırım. Sarılır, sarılır; öperim. Kuruturum adamı. Ağzına bile sıçarım.

wtf.
dayı bu ne sen allahınsen ya. yeter ya. sıçtın sakallarımıza. vat dı fok!

9 Haziran 2009 Salı

Siyah leş poşetin içinde, yüzde sıfır yağ oranlı SEK Süt vardı.

Suzın o gün biraz dertliydi sanki. Merdivenleri ikişer ikişer çıkıp, teker teker ama kayarak iniyordu. Tüm bunların yanında, "Kör olasın Suzan Suzi." şarkısını söylüyordu. Bu onun bir hayli sıkıntılı olduğunun göstergesi olarak sayılabilirdi. Bir kutu süt almak için Karfur'a gitmektense köşedeki Kardeşler Bakkaliyesi'ni tercih etti. O kadar da vefakardı. Cefakardı. Gitti, parayı ödedi ve aldı. Siyah leş bir poşetin içinde bir kutu SEK Süt vardı. Sıfır yağ oranlı. Döndü. Bozuk kapılı apartmanın içine girdi ve duvarlardaki sümüklere hayıflandı. Küçük bir iç geçirdi ve "Unut gitsin Suzi." dedi bakışlarıyla.

Eve geldi, kapı ding-dong değil kanarya sesiydi. Eski kafa şeyleri çok sever, özen gösterirdi. Eriği tuzla yemez, şekere bananlara tekme atardı. Öyleydi işte. "Canıtın!" diye seslendi. Fakat, Canıtın hiçbir ses çıkarmadan öylece oturmaya devam etti. Sırtı dönüktü Canıtın'ın. Suzın'da, onun ne yaptığına dair merak uyandırıyordu. Önce eliyle kendi kendini tatmin ediyor galiba diye düşüncelere dalıp kendisini yetersiz bulsa da işin aslı oldukça farklıydı. Canıtın, eline aldığı Neskuik çikolatalı ve tam tahıllı mısır gevreğini leblebi gibi yiyordu. Bir yandan da göz ucuyla ekmeğini İtalya'dan gelmiş özel zeytinyağına banıyor, bandığı ekmeğindeki yağ oranını ve yapışan kekik-pul biber sayısını hesaplamaya çalışıyordu. İşte bu kadar meşguldü Canıtın, cevap vermemekte haklıydı.

Suzın'a bir inme indi ve kendisini Sıfır Yağ Oranlı SEK Süt'ün pembe kutusunda yavan gülüşlü kadın olarak görmeye başladı. Tam o an, Canıtın döndü ve "Lanet olsun! O leş siyah poşette yoksa SEK Süt Sıfır Yağ mı vardı!? İnanamıyorum! O yavan tada bu görsel nasıl olur, böyle kaypak bi' süte nasıl tenezzül edersin Suzın söyle bana!" diye yaktı ve yıktı. Çok acayip haykırdı.

İşin aslı Canıtın'ı çok yakıyordu. Kendisi de göbeği bu sıralar salmıştı. Sabah kahvaltılarında korn fıleykslerini sıfır yağlı sütle götürmeyi düşünüyor fakat kutunun pembe oluşu ve üstündeki yavan gülüşlü kızın etkisi yüzünden farklı tatlara dalıyordu.

Canıtın son kez döndü ve haykırdı: "Demek o leş siyah poşetin içinde sıfır yağ oranlı SEK Süt vardı ha! Ah Suzi! Kör olasın, SUZAN SUZİ!"

Yegenim, ateş var mı?

~| Fingirdeşmek; kökenini "finger" yani "parmaktan" almıştır. Elleşme, oynaşma ve bilimum kurcalaşma aktivitesi olabilir mi?

~| Barların kapısındaki kaslı güvenlik abilerimizin hepsinin kulağında şekil kulaklıklardan var. Alttan, Hakkı Bulut dinliyorlar. O müzikle de o kası nasıl yapmışsa. Kaslardan keder fışkırıyor. Eye of the Tiger'ın gözünü yiyeyim.

~| "Hacı, hatun olsam ilk sana verirdim yemin." diyene, hacının abazanlık durumuyla senkronize olarak bir anda paraya kıyıp adamın ameliyat masraflarını karşılasa... Çok acayip bi' kafa. Yazıklar olsun.

~| Rüyalarımızı "print-out" alsak ne olur acaba? Hevlıt Pekırt, şuh rüyalarda ne yapar acaba?

~| "Gençlik uyuşturuldu, aileler perişan, siyonizm kazandı." Bir siyasi partiden metinler okudunuz. Oh ye memet.

~| J. R. R. Tolkien abimiz, LOTR'de Hobbit Sam karakterini Fatih Ürek'ten esinlenerek yaratmış olabilir mi? Ona ne şüphe, aynılar abiciğim.

~| Robin Hood: Uzun yeşil elbiseli, uzun maganda ayakkabılı orman kapkaççısı. Zenginden kap, fakire at... Hobarey!

~| Mimar dediğin olgu, "Oda, oda; hamam tamam." zihniyetlerindeki şekilli abi ve ablalarımızın "Işıkta kütleleri biçimlendiriyoruz." triplerinin bütünüdür.

fayn tenks, end yu?


Hellö. Hav ar yu?

Selam. Of, b.k gibiyim gerçekten. Bok çocuk olucam. İçim ayrı acıyor, dışım ayrı. Çok acayip kararlar da verdim. TBWA\İstanbul'u bıraktım. Bilmiyorum. Mutluyum belki de bu durumdan.

Neyse.

Ha, fayn tenks end yu?

Gözleri fotoğraflarda hep kapalı çıkan eleman gibi hissediyorum. Marvelous shot! Nailed 3 points.

Fak.

4 Haziran 2009 Perşembe

Nö daninö, nö kıray.


Danino'nun reklam filmini izledim az önce. Öf. Keşke izlememiş olsaydım.

"Sarıkız'ın memesinden çocukların kemiğine."

Beynim yandım ekmek çarpsın ki.

2 Haziran 2009 Salı

Gözüyle ......

Hani, kızların kendi arasında bir sözü vardır:

"Çüş! Nasıl bakıyor hayvan, gözüyle ...ti."

Al sana gözüyle ......

DDB'nin bi' işiymiş bu, bugün Ads of the Worlds'de gördüm. Beğenmedim. Hatta hiç beğenmedim. 

Aklıma yukarıda bahsettiğim olay geldi diye koydum. 

Al bu da künye:

Advertising Agency: DDB Canada, Vancouver, Canada
Creative Directors: Dean Lee, Cosmo Campbell
Art Director: Chris Moore
Copywriter: Jarrod Banadyga
Photographer: The Orange Apple
Retouching: The Orange Apple
Published: May 2009

İçersin şarabı, seversin arabı.

~| Ayfon varya, bildiğimiz iPhone, çok duygusal lan. Dokundukça dokunasım geliyor. iOrgasm diye bir uygulama da yaparlar artık.

~| Biliyor musun dişimle bant koparmak benim yaşama bağlanma sebebim.

~| Kandırdım seni, aslında elektronik aletlerin kablolarını saran o küçük siyah kablocukların delisiyim. Çıldırıyorum.

~| Demir allıyom, bakkır allyoom! Demmii loo looooo, bakkı allo loooooo!

~| Her şey bi' kenara, lastikler de çok acayip.

~| Hehe, şaka şaka. Izole bant varya, daha tutkulu bir şey. Hem el ile bile kopuyor. El ile bile. Öf.

~| Telefon defterimde keşke "Forklift Ahmet" diye biri kayıtlı olsaydı.

Peyote

Masaya gelen Efes şişe biranın etiketini sökmekten aldığım hazzı tarif edemiyorum. Bugünlerde pek bi' acayip durumlar içerisindeyim zaten. Of çok kötüyüm cidden.