29 Temmuz 2009 Çarşamba

: )))))999999

" : )))999 " smile koyup, yanına parantezi yapamayıp "9"ları dolduran insanları çok seviyorum ama bu ayrı konu. Uzunca konuşabiliriz. ok? kib. by.

27 Temmuz 2009 Pazartesi

Gregory Crewdson.

Fakin bıladi gud fotoğrafi!

Değişimlere gidiyorum artık.

Bu arada, olmadığım kadar mutluyum bu aralar. Çok.

24 Temmuz 2009 Cuma

Ayfon.

Duygusal telefon. Ayfon çıktı çıkalı, tedrici olarak pantolona ve tişörte bölgesel hareketlerle telefonu silme hareketleri büyük ölçüde arttı.

21 Temmuz 2009 Salı

Enlarge your penis.

Spam E-posta bir yaşam tarzıdır.

- MSN Messenger paralı olacak.
- Enlarge your penis.
- Selam tatlım nasılsın?
- 10 Viagra + 10 Cializ = 9,99 $
- Bu maili 100 kişiye forwardla.
- Armut toplama makinesinde inanılmaz fiyatlar.
- MSN Hack.
- Wild nights.
- Shakira porno!

Slm. Nbr?

Babanızla beraber yürürken bir tanıdığıyla yolda karşılaşmayın sakın.

- Ooo senin oğlun mu? Nasılsın genç?
+ Yok, babamın torunu kih keh köh.

Ben çok çektim, yemin. Sanane lan nasılım, ahlaksız.

- Slm. Nbr. ii. u. Ok. Aeo. Kib. Scs. By.
- Haydar Dümen'in ipeksi saçları gibiyim.
- Tsubasa'nın yamuk topu gibi.
- Hoppala. Hello Kitty.
- Arkadaşlar "İlk gece yerini bulamazsın, aydınlıkta yap." diyorlar.
- Dal de, dalayım abi.
- Ferhat Güzel'in, Samanta Fox'un kafayı çekip öptüğü duygulardayım.
- Selami Şahin'e itaat edercesineyim, Selami Şahin gülüşü tavrındayim. Obey.
- Suphi bir acayip adam, bir cebinde Das Kapital. İki cilt lan o.
- Az önce taksi şöförünün Posta Gazetesi muhabbetini çektim.

Naylon Poşet.

Van'da, Akdamar Adası'na giderken , henüz varmadan sağ tarafta birkaç tane küçük takım ada var. İşte o adalara gider yüzerdik biz. İşin en güzel yanı, bir poşete sigara koyar, bir adadan diğerine yüzer, varılan adada sigara içerdik. Sonra da dönemezdik.

Ha, aklıma köşede duran arkadaşımın sırtına tekme atıp göle fırlatma anım geldi. Kancıkca gülerken aynısı bana arkadan yapıldı. Kalleşlik resmen.

Malbuş.

Salıncakta sallanırken sigara içen adam;

Filip Moris.

Piyasa devlet.

Sigara yasağıyle hükümet, kapı önünde yeni bir piyasa yaratma peşinde. Tam ortam tüm kapılar. Güzel başlangıç.

Go go go!

Alterno Tıp.

Alterno arkadaşlarımız için özel servisler veren Alterno Tıp her zaman en büyük sevgilimizdir.

Kırıkçı & Çıkıkçı kuralları.

Akar.

Kraliçe Arı'nın Fantazileri.

Kraliçe Arı ile sevişen erkek arılar, sevişme sonrası ölüyor. Neden mi? Çok basit. Bu mahremiyetin gizli kalması için. Kraliçe Arı'nın seks fantazileri ortaya çıkmasın diye. Yalnız biliyorum, bir gün delikanlı bir arı çıkacak ve Kraliçe Arı'yı alt edecek. Kitap yazacak. Yüzbinler satacak.

Kraliçe Arı'nın yatmadan önce 100 iğne darbesi.

Just beat it.

Yaralıyım, yaralıyım.

Şu an aklıma çocukluğumdan bir söylem geldi:

"Kaşınıyorsa iyileşiyordur."

Yahu dün, basketbol oynarken kayıp düştüm dizimin üzerinde biraz sürtünme tadında. Dizim şu an kaşınıyor ve yanıyor.

Sanırım iyileşiyor.

Velkam.

Konsolosluk önünde, vize işlemleri sırasında oluşan muhabbet ve eninde sonunda varılan sonuç:

"En güzeli benim ülkem ama sahibi yok."

Lan sahibi yok ne. Bu ne lan!? : ) Of ekmek çarpsın ki beynim yandı.

Ha bu arada, kapıda bir adam gelip her şehrin tek tek yüzölçümünü söyledi metrekare hesabı. Sonra da çıktı gitti. O da ayrı bir hastalık tabii.

Açmadan çalkalayınız.

Düşün, döneri ya da kebabı afiyetle götürüyorsun. Böyle ayranı ağza bocalayarak dökmek isterken; ayranın açılmayan ya da açılmamak için kendini yırtan alüminyum kapağı gibi davranmak istiyorum.

14 Temmuz 2009 Salı

Aman petrol, canım petrol.

Avant-garde Petrol Firması isim çalışmaları:

PHM.

Pompacı Haydar ve Mahtumları.

12 Temmuz 2009 Pazar

Zalım Vilyım.

Vilyım çok zalım bir insandı. Zalim değildi, zalımdı. "ı". Aslında zalım olmak ona ayrı bir güç katıyor, egosuna bir nevi masturbasyon armağan ediyordu. Zalım davransa da, kendini öyle sansa da bir yandan da çok topitoş bir kalıbı vardı. Vilyım tarihi sever, trekking yapmaya bayılırdı. Öyle dağa taşa çıksın, oraya buraya yürüsün, oraya zıplasın, buraya koşsun doğa turlarına katılsın gibi götoş bir adamdı.

Yaklaşık 2 hafta 3 gün önce Van'a gitmişti. Kısa bir süre olmasa da uzun bir süre de kalmadı Van'da. Turizm amaçlı bir ziyaretti. Sabahları Van Kahvaltısı ile şenlendi, "Vanlıyam, şanlıyam, kılıcı kanlıyam." şarkılarını öğrendi, Van Spor'un efsaneleri dinledi ve hatta "Kan Van, dakika 90 gol Kurthan." bile demeye başladı yavaş yavaş.

Vilyım Cumhuriyet Caddesi'nde çekirdek çıtlayarak yürürken karşıdan bir kız geliyordu; Tamara. Çekirdek mal gibi elinde kalakalmıştı. O an aklına Güven Kıraç'lı Tadım'ın rezil reklam filmleri geldi ve hemen unuttu. "Lan ooolum ben bu hatunu bir daha nasıl görebilirim!?" diye içini yedi.

Vilyım, gittiği yerleri öncesinde çok iyi araştırırdı. Bir hayli okur, oradaki olayların ağzına bile sıçardı. Vılyim o gün adaya gidecekti. Van Gölü'nde bulunan, içinde Ermeni'lerin en önemli mimarilerinden biri olan Akdamar Kilisesi'nin de bulunduğu Akdamar Adası'na. Adanın da hikayesi gibi bir şeyi vardı, Vilyım onu da kaldığı oteldeki resepsiyoncu dayının "Gel bi' çayımı iç, iki muhabbet edelim yegenim." tavrıyla öğrenmişti.

Kabaca hikaye: Ada'nın karşısındaki köylü genç adadaki keşişin kızına aşık olur ve kızı görmek için her gün hava kararınca kıyıdan adaya yüzer. Adada da yönünü bulmak için kız ona gece fener tutar, genç de fenere yüzer ve kıza kavuşur. Kancık keşiş bunu öğrenir, kızı kapatır ve eline feneri alıp gece yön göstermeye çıkar. Seveneleri ayıran lanet keşiş elindeki feneri oradan buraya taşır ve yüzmekten kolları yorulan köylü genç bitap düşer. Lanet keşiş yavaş yavaş köylü genci kayaların bulunduğu tarafa yönlendirir fenerle. Kayalara doğru ilerlerken genç abimizin bütün enerisi tükenir ve dalngalar onu kayalara sürükleyip vurur. İşte tam o sırada gencimiz bağırır, "Ah Tamara! Ah Tamaaaara!".

Her neyse.

Vilyım o gün adaya gitmek için Gevaş dolmuşlarına atlar ve Akdamar Adası'na giden teknelerin olduğu yere varınca iner, tekneye biner. Ne mi görsün!? Tamara. İçinden, "Oh ye beybi. Muhabbet bağına girdim bu gece." yapar. Sonra yine içinden, "Muhabbet aslında aşk demekmiş." diye geçirir gerizekalı. Tamara'yla tanışmak, onla iki muhabbet devirmek için 85713 takla atar. Elindeki sikko compact makinesiyle kızın fotoğraflarını çekmeye çalışır, sonra e-posta adresini verirsen yollarım yaşaklığını yapar. Kızın adının Tamara olduğunu öğrenince zevk çığlıkları atar ve Tamara'ya adanın Tamara'lı hikayesini anlatır. Lol sana Vilyım. Neyse. Tamara'yla tanışır, nerede oturuyor ne yapıyor öğrenir. Tamara'da Istanbul'da Büyük Ada'da ikamet ettiği bilgisine de erişir. -Erişmek de ne tırt lan. Neyse.- Vilyım da Cihangir taraflarında oturmaktadır. Vilyım ve Tamara konuşurken, Tamara'nın annesi de hafif göz ucuyla Vilyım'a "Ağzına sıçtığımın andavalı." bakışı atar, Vilyım'dan kıl kapar. Zaman geçer, ada muhabbeti de Van muhabbeti de biter, uçaklar kalkar vesaire.

Aradan kısa bir zaman geçer, Vilyım fotoğrafları e-posta ile atmıştır. Hafif de "Bacım bi' görüşseydik yav." tadında alt metinler geçer. Vılyim çok çaresiz kalınca salak bir sürpriz yapamaya karar verir Tamara'ya. Sarı dolmuşa atlar Bostancı'ya doğru geçmeye başlar. Sarı dolmuşçu da yine annesini s.kiyorlarmış da ona yetişiyormuşcasına hızla sürer dolmuşu. Hafif sinirlenir Vilyım, sarı dolmuşa her bindiğinde böyle olur ve içten içe "Pezevenk kağıt gibi araba, hepimiz geberecez!" der. Bostancı'ya gelmiştir artık. İner, Büyük Ada'ya geçer vapurla. Başlar Tamara'nın evini bulmaya. yokuşun üzerinde beyaz bir köşktür Tamara'nın evi, balkonunda da bembeyaz bir Çin Aslanı cinsi köpek durmaktadır. Vilyım kapıyı çalar, Tamara'nın annesi açar ve karşısında Vilyım'ı görünce içinden "A-ha, şimdi sıçtım ağzına!" der. Vilyım, buruk ve ezik bir ses tonuyla; detone "Tamara evde midir acaba? Hı?" yapar. Tamara'nın annesi'de, "Tamara evde yok. Hoşçakal." der ve kapıyı Vilyım'ın suratına kapatır. Tamara, "Kimdi o anne?" diye seslenince annesi de "Hiç, adres sordular." der. Vilyım kahrolur, çiçeklerinin boynu bükülür. Çiçeklerini yola yola yokuştan iner. O da farkındadır, aslında Tamara evdedir ve bu durumdan Tamara'nın hiç haberi yoktur. Vapura biner geçer karşıya. Vilyım tekrar sarı dolmuşa biner ve Taksim yolunu tutar. Mardinli abimizin sürdüğü dolmuşta İbrahim Tatlıses çalmaktadır ve Vilyım'ın içi gider:

"Bir taş attım pencere tığh dedi, anası çığhtı kızım evde yoğh dedi vaey veay!"

Altun.

Altın'a "Altun" diyen bir kesim var. Ekmek çarpsın ki var.

Yahu dileğim şu ki, bunlar kendilerini güzel bir dernek kurup yanına bir de lokal açsınlar ve sürekli orada buluşsunlar. Birbirlerini yesinler.

"Altun, altun, altun, altun gibi çocuk, altun gibi yüreği var, altuna da zam geldi..."

Bizden uzak olsunlar.

Tamirhane Şişesi.

Tekel bayiye "Hayırlı işler. Allah kolaylık versin." diyen adam.

9 Temmuz 2009 Perşembe

Otlu Peynir.

Van'ın ünlü peyniri "Otlu Peynir" junkie'lerin yeni gözdesi. Kafa yaptığını düşünüp Van'a sürekli giden Junkie'ler yeni bir Amsterdam yaratma peşindeler. Sırf adı otlu diye kafa oluyorlarmış. Bu da böyle bir hayali anımdır.

Abbas.

"Yolcudur Abbas, yerinde durmaz." ritüeline Iggy Pop'tan yanıt geldi ve yeni muhteşem şarkısıyla bizi şenlendirdi:

"Abbas the Passenger."

Filip Moris.

Çorabında sigara saklayanlar vardı, sigarayı oraya koyanlar. Güzel günlerdi. Belki yapan var hala. Sigaraya çorabın kokusu karışınca farklı bir aroma ve harman. Yeah. Fire in the hole.

2 Temmuz 2009 Perşembe

Dirty Dance.

Mini Bar Hikayesi: Riçırd ve Corç bara 7,2 adım uzaklıkta ellerinde biralarıyla baldırlarını ritimlendiriyorlardı. Alkole mazot derler, "Mazotu çekmeden olmaz ahahahahah!" diye ortamı şenlendirirlerdi. Yanlarında götü başı ayrı sallanan birkaç hatun vardı. İçlerinden ikisi Riçırd ve Corç'un yanına kaykıldı. Haftaiçi biraz dans etmek sonra bu gece sevişebilecekleri birilerini bulma niyetli takılıyorlardı bu bayan arkadaşlar. "Selam ben Dayana." dedi biri. "Ben de Kasandıra." diye ekledi diğeri. Riçırd birasını havaya kaldırıp götoş bir selam verirken Corç'da Saadet Partisi'nin el hareketini yaptı; baş parmağıyla tamamdır "Okeey!" tribinde bir selam verdi. Ki bu çok daha kunel bir davranıştı. Dayana ve Kasandıra aynı anda"Dans edelim mi?" dediler ve bu senkronizasyona alkolün vücuttaki yüksek dağılımıyla ağızları göt şekli almışcasına güldüler. Sonra duruldular. Riçırd ve Çorc da aynı anda "Hayır!" dediler ama gülmediler. Gerek de yoktu. Bayan arkadaşlar bir bozuldu, bir çöktü ki; öf. "Peki tamam da neden?" diye çıkıştılar. Cevap anında Riçırd'dan geldi, çünkü Riçırd ve Corç üniversitede aynı bölümde okurken grup projelerinde grup sözcüsü hep Riçırd'dı ve bunu kendine her konuda misyon edinmişti. Neyse. Riçırd da: "Haftaiçleri dans etmiyoruz. Prensip." diyerek bir çığır açtı. Helal sana Riçırd.

*Bu arada Mini Bar hikayesi, minibar hikayesi de olmuş. Minibar'da içecekler çok pahalı lan.

1 Temmuz 2009 Çarşamba

Zımba Arnıld.

Gözlemci bir gezgindi Sıtivırt. Elinde sürekli kalemi ve not aldığı dandik bir defteri vardı. O defterleri de eczacı olan ablasından edinirdi. Hepsinin üzerinde ilaç markası vardı. O gün elinde bulunan defter, Viagra'nın hediyesiydi. Kağıda yazdıkça psikolojik olarak erekte oluyordu.

Sıtivirt henüz 10 dakika önce tanışmıştı Arnıld'la. Fakat bunun hiçbir önemi yoktu. Çünkü Sıtivırt çok pis gözlem yapardı. Çok pis. Enine boyuna çözerdi. Arnıld'ın biraz sıyrık olduğunu anladı ve eğlenceli bir yaklaşım içerisine girdi. Arnıld'a direkt: "Seks hayatın nasıl Arnıld?" diye yaklaştı ve pöh hes kuıh diye güldü. Arnıld, artık yaşını başını almış; saçları beyazlamış bir adamdı. Dipdiriydi yalnız, çevik ve güçlüydü. Sıtivırt'da bundan cesaret aldı belki de; "Sağlam bafi yapıyordur bu yaşlı kereta." diye düşünmesi içten bile değildi.

Arnıld yanıtladı: "Biz zamanında çok yaptık genç adam. Hatta, seviştiğim tüm kadınlarla bir poloraid fotoğraf çeker; bir de donlarını alır fotoğrafa zımbalardım. Çantamda hep Poloraid makinem bir de zımbam olurdu. Hatta bana "Zımba Arnıld" derlerdi. Her türlü zımbalardım."

Sıtivırt şaşkındı; kendi muzurluğunda boğulmuştu. Tabiri caizse, en büyüğünden bir fitili içine almışcasına gözleri açıldı. Hafif de korktu ve içinden "Ülen manyak bize de kaymasın ayak üstü. Ayrıca fotoğraf çeker, Kelvin Kıleyn donumu da zımbalar maazallah." bunları geçirdi.

"Sen ne yazıyorsun öyle Sıtivırt?" diye bir anda bağırdı Arnıld. Sıtivırt'ın götü korkudan büzüldü. Ya da bir koruma tepkisi olarak götünü büzdü ve salak bir ses tonuyla "Saçmasapan şeyler abi." dedi.

Arnıld bunu duyunca artık, "Kurban olam kalem tutan ellere..." şarkısını söylemeye başladı. Sıtivırt artık her şeyin farkındaydı, Arnıld'ın gay olduğunu anlamıştı.

Ben böyle koleksiyon fetişizmi görmedim dedi Sıtivırt ve koşarak uzaklaştı. Kalemi düşürdü ama...

Screw you guy!

Selpak.

Selpak Satan Sem: SSS
Daglıs Kul: DK

Haziran 2009

SSS: Abi, bi' Selpak al be. İnşallah evlenirsiniz ablayla?
DK: Sebep?
SSS: Alcan mı abi?
DK: Onun mevsimi geçti koçum, kötü esnafsın. Suya geç en yakın zamanda.

Havada duruyorum, şahitlerim var.


Havada duruyorum, şahitlerim var. Sadri Yıldız.

Havada duruyorum, şikayetim var. Ümit Besen

- Sadri Bey, ne yapıyorsunuz? Evet.


Bu Sadri Abi'nin çıkartmaları çıkmış. kiki'de gördümi dicey arkasına yapıştırmış.

Neyse.

Konu şu ki, Ümit Besen dayımızın bu albüm kapağı inanılmaz güzel. Yemin. Çok beğeniyorum ben. Dalga geçmiyorum lan.

Ne güzel havada duruyor. Bu nasıl bir art direksiyon. Cidden şahane. Yepyeni bir kafa. Bu olayı şimdi yap bir reklama geçir, Cannes'da ödül alırısın. Şikayetim var.

Piç Nektar.

Şeftali suyu yani Peach Nectar.

Cidden tam bir "Piç" Nektar. Şeftali suyunu doldurup içiyorsun, bardağı koyuyorsun bulaşık makinesine. Makine yıkasa da o lekesi bardakta kalıyor ya, bir daha şeftali suyu içmem diye hayata küsüyorsun. İşte bundandır hayata soğukluğum.

Çubuk Kraker.

Üniversiteye bu son sene pek gitmedim. Hatta total olarak bakınca 20 kere girmişimdir toplam. : ) Her neyse. Böyle olunca final dönemi vesaire kasmak lazım, projelerin teslimi falan. İyi olsun. Yoksa burs gider, burs giderse de ördek gibi kalırım.

Öh.

Şimdi işte yine final dönemi ve ben uyumamışım 2 gündür ve ayık kalmak için kahveyi dayamışım miğdeye. Ver ver ver, miğdem bulandı artık geçmiyor. Annemi aradım, açtı. "Anne miğdem bulanıyor, ne yapayım" dedim. Annem 2 kelime söyledi ve kapattı. "Daha fazla konuşmasına da gerek yoktu sanki." tadında gerindi.

2 Kelime buydu:

Annem: - Çubuk Kraker.

Gittim aldım, yedim. Miğdemi tuttu tuzlu vesaire. Sağolsun.

It's the final countdown.

Eğlenceye giriş biletiniz.

Asteriks // Asterix.
Hopdediks // Oburiks // Oburix.
Biletiks // Biletix.

Betty's Body.


I see her every morning and watch her fingers forming. Shapes that are as graceful as a baby's face full of hope. A certain scent of perfume, makes me think of her room. And how I'd like to be there, lightly touching her bare. I could be the lover, of anybody but her. I could be the lover, of anybody but her.

Betty, Betty
If you met me, you'd forget me
Betty, Betty
I am so shy, every day I
Secretly cry since my mom died

Dead lifeboats in the sun.

We got some rules to follow. That and this. These and those. Bo one knows. A gift that you give to me. No one knows