25 Ağustos 2009 Salı

Çekmeyin kardeşim. Kapat kamerayı.

Lütfen çıkmayın. Yapmayın.

Gittiğiniz bir köy, kasaba, kent... Her neresiyse, lütfen. Yahu, ne olur lan!

O tepeye çıkmayın, arkanıza şehir görüntüsünü, köyün üstten görünümünü almayın. Yanyana bir de iki kişi durup, arkaya şehrin görüntüsünü sokuşturmayın. Ya da köy, kasaba, şehir görüntüsü üzerine kendinizi sıkıştırtmayın.

Hiç olmuyor.

Tamam, pardon. Çıkın, güzel güzel durun. Nefes alın. Hatta köyü üstten izlerken:

"Ah, ne güzek havası var. Oksijen oksijen oooh mis. Vallahi burda yaşamak lazım. İstanbul'un havası nerde buranın havası nerde"

de deyin. Vallahi deyin. Yemin deyin.

Yalnız, lütfen; bunun fotoğrafını çekmeyin. İnanın, yazığız. Biz.

Yeter artık lan, arkada şehir. Tamam tepedesin, güzel yerdesin ama lütfen fotoğraf yok.

Hep aynı poz, hep aynı fotoğraf.

"Ha, oraya çıktık o anı hatırayı nasıl çekelim yani?" diyorsan da deme. Çek. Yalnız, bize gösterme.

Canımsın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder