12 Ağustos 2009 Çarşamba

Çok kuşsun bebeğim.

Sıcak yaz ayıydı. Hatta öyle sıcaktı ki, kıçın iki bölgesi terden tek tabanca haline geliyordu. Bu sıcak hava ve nem bunalattıkça mayıştırıyordu. Melkım her zaman olduğu gibi, gece büyük kırmızı kanepenin üstüne sızmıştı. Karşısında biraz daha küçük yeşil kanepe duruyordu. Onda da Serciyo sızmıştı. Zaten hiçbir zaman bu iki kadim dost odalarında uyumazlardı. Uyuyabilmek için Neyşınıl Ciyogırafik Çenıl'da belgesellere dışses yapan adamın sesine ihtiyaç duyuyorlardı; aksi halde, bir türlü uyuyamıyorlardı. Huzurları, o sesteydi.

Ayda yaklaşık 600 avro ödedikleri biraz eski ve bakımsız apartman dairesi, bir öğrenci evi olarak oldukça büyüktü. 3 odası ve 1 de salonu vardı. Hatta bu büyüklüğü eve gelen arkadaşları tarafından espri mezesi yapılıyor ve "Lan koca götlü karı gibi sizin ev eahehaeh" muhabbetine sürükleniyordu. Serciyo'nun ve Melkım'ın odalarının dışında bir oda da boşta kalıyordu bir süredir. Fakat son 2 ay 17 gündür Pemıla adında bir kıza bu odayı kiraladılar. Pemıla da kısa boylu, sürekli ders çalışsan, büyük gözlüklü bir nörddü. Tam bir inekti. Tıp okuyordu. Sürekli cebinde kadavra pipisi gezdiriyordu. Serciyo felsefe, Melkım da Fotoğraf okuyordu. Üçü de tamamen ayrı kafada elemanlardı.

Pemıla'nın bağırmasıyla, mütemadiyen göt yayan bu iki herif bir anda uyandı. Serciyo, "Hacı bu ne sıcak lan! 40 yıllık abaza olayım, yanımda hatun dursun bu havada erekte bile olamam." diye Melkım'ın beynindeki sıcaklık eşiğini örseledikçe örseledi. Beyni yanan Melkım da önce "Ne bağırıyorsun Pemıla!? Gidip dersini çalışsana!" diye uyanmalarının sebebini öğrenmek istedi, sonra da Serciyo'ya "Lan mındo! Yanında manita olsun sen 5 gün uyumazsın lan am salak! İşin gücün bafi." diye laf soktu. Serciyo çok da sikimde diye bir bakış attı. Pemıla'da ivedilikle "Yeter yahu, ne bu mutfağın hali! Her gün aynı şeyi yapıyorsunuz, dağıtıyorsunuz, döküyorsunuz..." diye sitemim var tavrını bürünerek görev dağılımında üstlendiği mutfak tertip ve temizliği görevine bir nevi küfretti.

Serciyo "Melkım yapmıştır."; Melkım da "Serciyo yapmıştır." diye yanıtlasa da olay çözülemedi. 47 saniye süren bir husumet oluştu odada. Fakat, çok hassas bir yapıya sahip olan Serciyo bu suçlamaları kendine yediremedi ve beyninde minik bir fırtına çıkarıp projesini üretti. Hayata da geçirdi. Gitti, ütü masasını aldı ve mutfakla odalar arasındaki antrede açtı. Eski bir el kamerasını masanın üstüne koydu. Onun önüne de yapay sarı yapraklı çiçeği koydu. Yalnız vizörü kapatıp kapatmadığını da kontrol etti. Kendi kendini kutladı sonra. Tekrar dönüp kırmızı kanepenin karşısında leş yeşil kanepeye kendini bıraktı. Bütün gün yattılar, kalktılar, makarna yaptılar, tekrar yattılar...

Sabah olmuştu, işemek için yerinden kalktı Melkım ve gidip mutfağa da bakayım dedi. Mutfak yine acayip bir pislik ve dağınıklık içindeydi. Gitti, işedi ve döndü. Sifonu çekmeyi unutmuştu. Kalktı tekrar klozete yürüdü, sifonu çekti ve klozete astıkları yeşil elma kokusuna orgazm oldu. Sırf bu koku yüzünden bulaşık makinesinin de içinde de bulunan yeşil elmalı plastik koku veren şeyin yüzü suyu hürmetine yıkama işlemini henüz bitirmiş bulaşık makinesinin içine kafasını sokardı. Odaya girdiğinde osura osura yatan Serciyo'ya, "Lan mutfak yine öyle!" diye haykırdı. Serciyo da "Sıkma canını yegenim, kim olduğunu bulacağım." diye anlık tepkisini koydu. Yegenim lafını da çok sevmişti, kullandığı için mutluydu. Kalktı, ütü masasına doğru sağa sola CSI dizilerindeki bakışları atarak ilerledi. Önce çiçeği tek hamlede sol elinin tersinin sağ tarafıyla devirdi. Ardından kamerayı eline alıp yukarı doğru kaldırdı ve gururlu bir bakışla "İşte bu alet hacı..." dedi. Kayıtları izlemek için, modu değiştirdi ve kaseti geri sarması için kameranın bir tuşuna naifce dokundurdu parmağını. Sanırım dokunmakti ekran. İzlemeye başladılar ve o an gelince Pemıla'ya bağırdılar: "Koş Pemıla, işte baş düşmanlarımız!" dediler.

Ne Serciyo'ydu ne de Melkım'dı bu işin sorumlusu. Bu işin sorumlusu, kameranın kayıtlarına da giren, büyük mutfak camının karşısında duran komşu apartmanın çatısındaki iki kuştu. Bu kuşlardan biri güvercin diğeri de annesini karga sikmiş bir güvercindi. Ne kargaya benziyordu ne de güvercine... Madır fakır karga. Milf Hantır karga. Neyse bunlar ayrı konu. Bu iki götoş kanatlı hayvan, sabah ezanıyla beraber açık pencereden içeri giriyor ve masada ne varsa talan edip dağıtıp çıkıyorlardı. Sabah ezanı ne alaka demeyin, mahallelerinde Fas'lıların yaptırdığı bir cami vardı. Tek minareli.

Serciyo ve Melkım pusuya yattılar. Hatta Melkım olayı biraz abartıp, botlarını giydi, yüzüne boyalar sürdü, bandana falan taktı. İdiyot Melkım. Her gece olduğu gibi birinin eli baksırının içinde, diğerinin de yüzü yastıkta eli halıdaydı. Serciyo'nun telefonun alarmı çaldı gün doğmaya yakın. Alarm müziği de Mahsun Kırmızıgül'den Sarı Sarı'ydı. Serciyo, Porto'da bir dönercide tanıştığı Mardin'li garsondan bılütut ile edinmişti bu leş şarkıyı. Artık her şekilde uyanabilirim diyordu ve kahkaha atıyordu. Ağzından dönerler saçılınca durdu. "Önceki hayatında ne işle meşguldün dayı?" dedi dönercideki garsona. Garson da "Bakırköy-Taksim sarı dolmuş hattında şöfördüm." dedi ve Melkım bir anda 3,5 attı. Neyse. Bunlar uyanıp pusu yerlerine geçtiler. Uyurken elini yüzüne süren Melkım, yüzündeki boyaları dağıtmış hatta üstüne elini sürekli baksırından içeri soktuğu için aletini de siyaha boyamıştı. "Zenci pipisi oldu lan. Hahahaha!" diye gülerken Serciyo "Artık sokarsın kendine." dedi. Ortam bir anda buz gibi soğumuştu. Serciyo, kavganın soğukluğunu yaşıyorken Melkım bu kadar lakayıt olmamalıydı. Birazdan güvercin ve kargamsı güvercin gelecek, ikiye iki çok pis dövüşeceklerdi. O an çattı, müezzin ezanı okumasıyla iki kanatlı hayvanlar içeri daldılar ve direkt masaya yöneldiler. Serciyo'nun teller kopmuştu. Ayağındaki kalın tabanlı Ceyo marka terliklerini çıkarıp eline aldı ve masanın üstündeki kunel yaratıklara doğru bir hışımla koştu. Melkım geride kalmıştı, toparlayamadı kendini. "Kaçmayın ulan Allahsızlar!" diye bağırırken Serciyo; Melkım'ın aklına 1 Mayıs olaylarında panzerli polisin lafları gelmişti; "Kaçmayın ulan Allahsızlar!". Melkım kendine geldiği anda bir de ne görsün; mavi renkli kalın tabanlı Ceyo terlik kargamsı güvercinin üzerine hızla ilerliyordu. Topuk kısmının sağ tarafıyla çok pis indirmişti bu kunel güvercine Serciyo. Güvercinimsi şeyden "Eci vici vokke!" gibi bir ses çıktı, bir an sendeledi ve kalkıp uçmaya çalıştı. Havalansa da balkondan bozma iç duvara çarptı ve tekrar düştü sonra can havliyle kendini dışarı attı. Arkadaşı çoktan uçup gitmişti.

"Oaaah yeeeeeeeah man! Oaaah yeeeea!" diye bağırdı Serciyo ama kendini bir an Fuat'a benzetip tiksindi. Sustu.

Tüm bu olayları kameraya kaydeden iki kadim dost, Yutup'a vidyoyu yükledi ve 1 haftada 1 milyon izlemeye ulaştılar. Yorumlarda Türkler yine coşmuş;

- "Vay a.k.",
- "Çööşşş.",
- HeLaL KanKe!"
- "A.Q. ne qoydu LannN."

yorumlarıyla harikalar yaratmışlardı.

Sarı sarı, sarı çiçek. Her şey yalan, sensin gerçek.

Çocukken, ben de az yemedim kafama Ceyo Terlik. Canımdan can aldın ey mavi renkli kalın tabanlı Ceyo terlik.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder