2 Ağustos 2009 Pazar

Demons dance alone.

Ah Zuegg ah. Sen ne biçim reçelsin lan!? Biteceksin diye yiyemiyorum seni ekmek çarpsın ki. Rana poşetten çıkardığı anda, seninle ilk tanıştığımız noktadan itibaren bütün gece elimde taşıdım seni. Tüm bunlar yetmiyormuşcasına, 5. Katta bir tatlı kaşığı isteyip abandım kapağından içeri. Bu cümleler çok acayip oldu sanki, farklı yerlere gitmesin, bugünlerde zaten asansörlerde acayip şeyler de oluyor. Eyvah.

Asıl söylemek istediğim şu ki; yaz aylarında, kaldırımda yürürken, altından geçtiğim ve öküzler tarafından kullanıldığını zihnime kazıdığım bazı binalardan akan -ah be beyinsiz, o suları niye üstümüze akıtıyorsun ki. bir boru takatacak kadar beynin mi yok yoksa o suların başka yerlerden akan şeyler olduğuna mı inanalım.- klima sularına olan nefretimi küçük bir çay kaşığıyla gideren reçelsin.

Ha, bu arada; "Demons dance alone." ama bu ayrı konu. Sonra konuşuruz.

Son kaşık.

Beni benden aldın ey reçel. Ne güzelsin sen hey hey, pek tatlısın hey hey.

La familigia Zuegg, dal 1890. Frutti di Bosco, 100% da frutta.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder