23 Ağustos 2009 Pazar

İyotlu olsun.

Olivır, 8 aydır bugünü bekliyordu. Henüz 9 aydır çalışıyordu ve tek hayali bir bulaşık makinesi almaktı. Başka hayali var mıydı dimağında bilinmez ama öncelikli olan düşü buydu. Zaten ikinci bir hayali düşleyecek kadar da aklı dengesi yerinde değildi.

Sonunda almıştı o bembeyaz aleti, kapağını açıp açıp kapatıyor; zevk çığlıkları atıyordu. Bu işlemi 1 hafta boyunca belirli bir tempo ile sürdürdü. Her açıp kapatmada, yatağa attığı hatunların sütyenlerini açıp kapatırmışcasına haz duyuyordu. Bunu da çok severdi Olivır, sevişmeden önce yaklaşık 7 dakika 13 saniyelik bir süre boyunca sütyen açardı ve kapatırdı. Böyle bir sapıktı işte.

8 aydır lavabo teknesinde biriktirdiği promosyon Koka Kola bardakları, çeşitli restoranlardan yürüttüğü tabaklar leş gibi duruyordu. Heyecanla doldurdu makineye. Bir düzeni yoktu, bodoslama attı, kapağı kapattı. Çalıştırmak için kendini dışarıda meme ucu gibi tutan düğmeye naifçe bastırdı. Bundan da ayrı bir zevk duydu, ileride tekrar denemek için dün gece sümüğünü çıkarıp yapıştırdığı Karfur fişinin üzerine not düştü. Yalnız bir sorun vardı, makinede tuz yoktu.

Olivır, hemen şortunu giydi ve markete koştu. Tuz, şeker ve yağ refonunda buldu kendini. Elini ilk attığı tuzu çekti aldı. Mahmut marka tuzdu. Hemen yanında 0,17 kuruş fiyat farklı Billur Tuz vardı. Hem de iyotluydu. Madem bunu alayım, iyotlu olsun; iyidir dedi. En azından makine için daha iyi, 5 kuruşun hesabını yapmayayım. Ya da 0,17 kuruşun...

Eve geldi ve heyecanla doldurdu tuzu makineye Olivır.

Dökerken ağzından temkinli bir şekilde; "İyidir." çıkıyordu.

İyidir.

Aferin Olivır, sıçtın makinenin içine.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder