25 Ağustos 2009 Salı

Ortaköy'de fotoğraf.


"Slow day, movin' into a slow night. Like tomorrow's never going to come."

"It doesn't matter what you do!"

Kendimden çok sıkıldım.

Saat 05:41. Sabah yani. Uyuyamıyorum olum.

Sürekli su içiyorum.

Pek yemek de yiyemiyorum.

Sıkılıyorum çok, gerçekten. Bunalıyorum, boğazıma oturmuşlar ağzıma sıçıyorlar sanki.

Dün çocukluğumdan, anasınıfından beri birlikte olduğum arkadaşımlaydık; Volkan. Lisede de beraberdik. Aynı sınıfta. O bitirdi üniversiteyi. Geçen sene. İnşaat mühendisi. Tedrici olarak kariyerini de güzelleştiriyor. Şef şu anda şantiyede. Şefim benim. Sürekli telefonla konuşuyor işte olmasa bile. Acayip şeyler söylüyor:

"Ahmet, B2'den Refik'e git C6'ya taşıyın. Malzeme yaştır, az koyun."

İnşaat sektörü işte.

Kız arkadaşıyla beraber bana:

"Olum, gözünün feri gitmiş lan. Eskiden ışıl ışıldı, uzakten ben burdayım diyordu gözlerin yemyeşil. Feri kalmamış lan. İyi misin?"

dediler. Ben de sakaldandır diye geçiştirdim. Aslında doğru diyorlar galiba.

O kadar ferim gitmiş, sıkılıyorum ki; Ortaköy'e gidip cami ve köprüyü de arkama alıp fotoğraf çektirtmek istiyorum.

O kadar kötü durumdayım yani, anla.

Barselona'ya gidiyorum yine ama o bile iyi hissettirmeyecek bana sanırım. Tapaslar, claralar, sangrialar... Hiç heyecanlanmıyorum.

Tiempo Y Silencio. Time and silence.

Her şeye rağmen, sakallarımı seviyorum.

Selametle.

"It doesn't matter what you do!"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder