7 Eylül 2009 Pazartesi

Bıçak parası.

Piyer, Paris'te tıp eğitimini tamamlamış ve yaklaşık 6 yıl ilimini insanları iyileştirmek için kullanmıştı. Bir kadın doğumcuydu. Jinekolog. Çok çalışıyordu ama hala Winston'dan Marlboro'ya geçememişti. Yumuşak paket içerdi, takıntılıydı. Duydu ki Türkiye'de olay var, derhal bir süreç içerisine girip katakulliler yaptı ve İstanbul'da özel bir hastahaneye geldi.

Piyer, ameliyatlara giriyor ve tabiri caizse -ki vur gitsin caizin kralıdır yeğenim- paranın ağzına ağzına veriyordu. Hem hastahaneden para alıyor hem de "Avrupa'dan bir doktor gelmiş çok iyi o girsin." denildiği için arkasından arkasından, götü kalkıyor ve Türkiye'de öğrendiği "Bıçak Parası" olgusunu gitgide artırıyordu. "Bıçak Kesmiyor Aabi!" diyordu bir de utanmadan, leblebi gibi Türkçe'siyle. Neyse. Eğlence, araba, rahatlık... Hepsi, Piyer'deydi. Hatunlar da oluyordu bir sürü. "Cinsel hayatın ne alemde Piyer ahahaehahe!?" diye soranlara çok temiz cevabını veriyordu.

Piyer gönlünü bir dilbere kaptırdı ve evlenmeye karar verdiler. Çeyizler, beyaz eşya bakmalar, 5'i bir yerde almaya çıkmalar, gelinin ailesine hediyelerdi derken Piyer bayağı bir sağlam domalmıştı. 3 ay uzun eşek oynayabilecek seviyedeydi hem de sürekli yatarak. Düğün geldi çattı. Takı töreniydi, Lav Sıtori'yle altınlar ve aşağı sarka yurolarla danstı derken bir de pasta geldi ve karşılıklı yedirme seansı başlayacaktı. Garson bıçağı vermiyordu. Piyer'e: "Bıçak kesmiyor aabi." dedi.

Piyer de o an, "Vay anuna koyyiiim." dedi.

Temiz demiş.

2 yorum: