20 Ekim 2009 Salı

Koka Kola'nın ayıları.

Hulyo, yaklaşık 173 km hızla giderken mesanesine baskı yapan çişini daha fazla tutmamaya karar verdi. "Şu virajı da döneyim, seni kara torağa gömeceğim." dedi. Virajı döndü ve sert bir frenle aniden durdu. Arabadan indi. Fermuarını açtı. Tam işeyecekti ki, kıyamadı. "Sen içimden kopan bir parçasın ve bu anın hatırına seni bir süre belli bir mekanda tutmalıyım." diye kendi kendini okşadı. Arabanın bagajını açmak için kumandada bulunan bagaj çizimine bastı baş parmağıyla. Tırnağıyla basmamaya özen gösteriyordu çünkü eskiyip beyazlamasını; görsellerin deforme olmasını istemiyordu. Titizdi. Bagajı açtı. Her zaman bagajda gazeteydi, mangaldı, pet şişeydi bulundururdu. Piknikçi bir arkadaştı. 2,5 litrelik Koka-Kola pet şişesini aldı eline, baktı ki promosyon ayı veren kapak var üstünde "1 kapağım eksikti lan eharoley!" diye sevindi ve tekrar fermuarı açtı. Dayadı takım taklavatı pet şişeye, bir güzel işedi. Hava da hafif soğuktu ve buharları görebiliyordu. Arabaya binmeden önce en büyük boy Sıtarbaks kahvesinden içmişti ki, çişinden leş bir kahve kokusu yayılıyordu. İşini bitirdi ve pet şişeyi İran'dan gelen kaçak benzinleri satan dayıların koyduğu gibi asfaltın yanına yerleştirdi. Pantolonunu çekti, son damla da fermuarın oraya düştü. Bastı gaza gitti. Giderken, "Bas gaza aşkım bas gaza." çalıyordu Yesmayil Yeka'dan. Elini bile yıkamadın pis Hulyo.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder