24 Kasım 2009 Salı

Arkalar boş.

Huan, Erasmus öğrenci değişim programıyla İstanbul'a gelmişti. İspanyoldu. Sangria sever, tapasa bayılırdı. Haftada en az iki gün de Paella yapar ve yerdi. Hafif uzun, ince telli ve koyu kestane renginde kıvırcık saçları vardı. Pek lüle lüle olmasa da bildiğimiz kıvırcıktı. Herkesin ona bonus demesini anlayamıyordu. Bonus Kart'ın kampanyasının Türkiye'de oldukça tuttuğunu öğrenip anladığında, insanların artık kıvırcık saçlılara neden bonus kafa dediğini öğrenmişti. Helal olsun bu kampanyayı yapanlara demeyi de ihmal etmiyordu. O kadar benimsemişti yani. Ha, bir de"Türkler ve İspanyollar çok benziyor lan." muhabbetine hep maruz kalmıştı geldiği günden beri. "Hepimiz Akdeniz insanıyız." cevabını veriyordu ekseriyetle.

Bonus Huan haftada 2 gün üniversiteye gidiyor, kalan tüm zamanlarında Kağıthane - Kabataş hattında bulunan bir Özel Halk Otobüsü'nde muavinlik yapıyordu. Buz mavisi gömleğin üstüne iğrenç bir bordo kravatı çok sevmese geçen zamanın da etkisiyle artık benimsemişti. Avcılar taraflarında oturuyor, sabahları Metrobüs ile Zincirlikuyu'ya oradan da Kabataş'a geçiyordu. O sabah yine metrobüse ön kapıdan binmişti. Ön tarafa alışıktı. Metrobüs her zamanki gibi sıkışıktı. İETT'nin 2 TL yapmasına kimse sesini çıkarmamış, yüzsüzce yine doldurmuşlardı. Fok bıyıklı şöförün yanında kendini bir an kaybetti ve "Beyler, arka taraflar müsait ilerleyelim." yaptı. 3 aylık Türkçe'siyle. Özel Halk Otobüsü tadını hissetti.

Sonra 2 saniye durdu düşündü. "Ne oluyor olum lan!?" dedi kendi kendine.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder