1 Kasım 2009 Pazar

Ceviz aynı beyine benziyor.

Kıristiyan, sabahları bal ve ceviz ikilisinin tadını büyük keyifle çıkaranlardandı. Belki de en büyük fanatiği Kıristiyan'dı. Kim bilir? Kristiyan domatesi kabuksuz yerdi. Yemeyenle konuşmazdı. Elma yemek onun için ayrı bir zevkti. Yalnız elmanın da kabukları soyulmuş olacaktı. Kıristiyan böyle bir dünyaya sahipken, çocukluk döneminde annesi hep onun elmalarını, domateslerini soymaya üşenirdi ve bunu "Televizyonda doktor söyledi, vitamini kabuğundaymış." laflarıyla geçiştirirdi. Kıristiyan her şeyin farkındaydı, annesi üşeniyordu ve vitamini kabuğunda zırvasını geç kalmadan bu olaya etiketliyordu.

Kıristiyan o gece arkadaşlarıyla takılmış, oldukça sarhoş olup Mariya'nın evinde kalmıştı. Mariya erkenden uyanmış, mutfakta yumurta çırparken; Kıristiyan da salonda sabah ereksiyonun bitmesini bekliyordu kanepeden kalkabilmek için. Yüzükoyun kanepede uzanmış, tırtıklı dokusu olan kanepenin tüm ifadeleri yüzünde iz bırakmıştı. Tam o sırada, 11:37 civarları, annesi aradı. Yaklaşık 59 saniye konuştular ve bunu mağazaların 9.99 Yuro tadıyla andılar. Annesi dedi ki "Sana 1 teneke ceviz aldım ah Kıristiyan! Yalnız kabuklu, kendin kırmalısın. Televizyonda doktor dedi ki kırdığınız anda yemelisiniz tüm vitamini için." Kıristiyan'da ne sabah ereksiyonu kaldı ne başka bir şey. Düşündüğü tek şey, "Ceviz aynı beyine benziyor." olmuştu.

Mariya seslendi: "Kalktın mı Kıristiii?"

"Birazdan doğruluyorum fıstık. Biliyor musun, ceviz aynı beyine benziyor ha." dedi Kıristiyan.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder