15 Eylül 2010 Çarşamba

5 dakika önce gördüm.

Yayın hayatını yeniden başlatmış bulunmaktayım.

Hazır söylemlerle; tavrımız DADA, tarzımız READYMADE!

http://5dakikaoncegordum.tumblr.com/

28 Temmuz 2010 Çarşamba

Home twitter system. 5+1

Nelsın'cığım, bası azıcık alalım, 2 çıt tiz verelim ve mid ortalansın.

Nelsın karaokeye başladı ve:

"Tıvitırdayız biraz."

http://twitter.com/serhatbayram/

29 Haziran 2010 Salı

Barça La Behçet


Cesika işi gücü bırakmış, Barça La Behçet'e odaklanıştı; 90 gün 900 fotoğraflık Serhat Bayram'ın Barcelona foto-günlüğüne. Fenasın bayan.

http://barcalabehcet.blogspot.com/

E izleyin, izletin. Bence.

Tıvitırı da http://twitter.com/barcalabehcet/

ok. kib. by

13 Mayıs 2010 Perşembe

Tahsilin önemi.

Corciya mesleğinde oldukça saygın bir antropologtu. Birçok yayını vardı ve saygın konferansların afişlerinde ismi hep büyük puntolarla yazılırdı. Bazılarında da kalın bile yapılırdı. Harvard'da, Berlin'de dersler verdi. Onun tatmin eden eyi bir türlü bulamadı. Bir üniversitenin konuğu olarak Istanbul'a geldi ve Özel Halk Otobüsü kullandı. Folk konularına daha bir yakındı. Orada muavinin leş kırmızısı kravatını ve arkası kırılmış kundurasıyla ön kapının demirine dayanmış ayağını gördü. Bir eli para masasında diğer eli de telefondaydı. Durmadan karşıdakine "Toprağım." diyordu. Corciya indi otobüsten ve İstiklal Caddesi boyunca 3 metrede bir kolbastı yapanları gördü.

İşte asıl araştırmam gereken bu dedi kendi kendine. "Acaba 'toprağım' lafını ilk kim söyledi? Kolbastı'yı kim bulaştırdı? " diye hayıflandı ve durdu.

Haklıydı. İyi çalışmalar Corciya, yazık sana.

4 Mayıs 2010 Salı

Ekskavatör uzatışı.

Fırançeska çocukluk dönemlerinden beri hız tutkunu bir hatundu. En hızlı akülü arabaları ister, Komodor Altmışdört'de en hızlı arabaları seçerdi. Paris'ten İstanbul'a uzanan hikayesinin en baskın durumu olan hız onu Taksim-Bakırköy sarı dolmuş hattına sürüklemişti. Mardinlilerle takıla takıla hafif bir gırtlak yapmış, arapçayı bir nebze de olsa sökmüştü. Her şeyden daha önemlisi, ekskavatör tadında arkaya para uzatabilen elleri geliştirmişti. Baş parmak ve işaret parmağı arasında sıkıca duran demir paraların dengelediği eski kağıt paralar.

26 Nisan 2010 Pazartesi

Gay Lord.

Lavra'nın aklı epey karışmıştı. Son zamanların en formda olayı olarak gördüğü, şu durum mütemadiyen içinde dönüp duruyordu:

"Eşcinsellik üzerine oyun yazın ya da hazır yazılmışı uyarlama yapıp sahneleyin, bir de Beyoğlu taraflarındaki eski yapılardan birinin ara katlarında ufak bir yeri tiyatro gibi kullanın, siksok bir iş yapın ama herkes sizi övsün. Çok pis tutuyor."

Haklısın Lavra, çok pis.

26 Şubat 2010 Cuma

Piksel Art.

Cilbırt, masalarda rujlu sigara izmariti gördüğü günden beri piksel piksel işiyor, çözünürlüğünü kaybediyordu.

20 Ocak 2010 Çarşamba

Kemerle dövüş.

Nikılıs'ın annesi Saşa, iki günde bir Nikılıs'ı kemerle temiz dövüyordu. Çocukken ama. Kemerle girişiyordu girişmesine de yine de insaflıydı. Demirsiz, tokasız başıyla dalıyordu. Yalnız tokalı kısmını da tehdit için kullanıyordu. "Tokayla dalarım sana! Çıldırtma beni!" diye bağırıyordu.

İşte bu yüzden, Nikılıs hep uzun kemerler aldı ve pantolonda taşan ve hoyratça sallanan kısmını kemerin arkasına yuvarladı. Tişörtünde minik bir potluk vardı mütemadiyen.

15 Ocak 2010 Cuma

Strepsils.

Petrik, sabahın 08:00'inde ölümüne dolu canpazarı - etyumağı metrobüse bindi. Arkasında duran iki kokoş kızdan biri "Boğazlarım ağrıyor." diyene kadar, onun da boğazı hafifce ağrıyordu. Sırf o insanlarla aynı kategoriye girmemek için ağrısı falan kalmadı.

Boğazlarım.

Keskin nişancı.

Endrüv, Kulaksız Mahallesi'nde yürürken birden Ceyo Terlik Bayii'yi gördü ve çocukken kafasına yediği mavi renkli kalın tabanlı ağır ve sert anne Ceyo'su geldi. Kendinden geçti.

Tam 12'den vururdu annesi Sandıra hep. Çok iyi nişancıydı.

1 Ocak 2010 Cuma

Kayıp piyon.

Simon'un çocukluğunu perişan ettin Solo Test. Yaman Solo Test.