12 Aralık 2012 Çarşamba

Avrupa Birliği Öğrenci Değişim Programı, Türkiye'yi birlikten çıkarmayı düşünüyor.

// Avrupa Birliği Öğrenci Değişim Programı, Türkiye'yi birlikten çıkarmayı düşünüyor. Erasmus'a Berlin'e 6 aylığına gitmiş ergenin her gün gerek Feysbık gerekse Tıvitır'a "Simit özledim. Nerde o Ezine Peyniri..." gibi laflar yazmasıyla alevlenen olaylar, bu süreci başlattı. Türkiye Simit Üreticileri Birliği Başkanı Fethi Susam'ın ilk başvurusuyla durum ciddiye bindi. Susam, "Ne abarttınız, altı üstü tahinli ekmek üstü susam... Zaten ayda bir yiyorsunuz. Bu kadar konuştuğunuz kadar yeseniz, hepimiz villa sahibi olmuştuk. Çoluğumuz çocuğumuz sizin yüzünüzden her şeyi abartır oldu." diyerek sıkıntısını dile getirdi. Birlikten çıkarılma durumlarının asıl baskın nedeni ise; Türkiye'ye dönünce her bindiği taksi şoförüyle "Avrupa'da korna çok ayıp. Kimse korna kullanmıyor. Basanı ayıplıyorlar." muhabbetine giren ergenleri, Türkiye Taksiciler Odası Birliği'nin gün aşırı şikayetleri sıcak tutuyor. Şimdi gözler Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'ndan gelecek açıklamada... "Ben artık Türkiye'de yaşıyamam..." diyen Erasmuslu fütursuzların sayısı artarsa ve TOKİ'den de "S*ktirsin, yaşamasınlar... O sokaklarda kedi bile yok. Size bu evler fazla bile." tadında bir tersleme gelirse, önümüzdeki günlerde birlikten çıkarılma durumuna kesin gözüyle bakılıyor. Serhat Bayram, Ekmek Haber Ajansı.

30 Kasım 2012 Cuma

Esnaf.

// Türkiye ekonomisini sanayi değil; "İşler nasıl?" diyince "Yorucu be kardeş... Ama inan beni iş değil, insan yoruyor. Yoksa 24 saat çalışsam koymaz." diyen esnaf ayakta tutuyor.

28 Kasım 2012 Çarşamba

Su bardağında çay, çay bardağında rakı, rakı bardağında su

// Su bardağında çay, çay bardağında rakı, rakı bardağında su içebiliyorsanız; tebrikler, Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı'sınız.

26 Kasım 2012 Pazartesi

Soğan

// Sokakta hanımefendi mutfakta aşçı hatun soğanı pembeleşinceye kadar çeviriyorsa evlenin, karamelize hale gelene kadar çeviriyorsa eğlenin.

Yaşanmışlık

// Eğer bi' hatun yanınızda ister cümle içinde ister münferit olarak "YAŞANMIŞLIK" kelimesini kullanıyorsa, derhal bi' şişe Beypazarı maden suyu bulun, şişeyi ters tutun ve kafasına vurup kaçın. Arkanıza bile bakmayın. Olur da bakarsanız, kafadan fıskiye gibi kan gelip gelmediğini kontrol edin. Yaşanmışlık diyen kızlardan hepbirlikte tiksinelim. Lütfen. Duyarlı olun. Gençler uyuşturuldu, aileler perişan.

9 Kasım 2012 Cuma

Hanımların dikkatine. Fotoğraf makinesi ayağınıza geldi.

// Hanımların dikkatine! Fotoğraf makinesi ayağınıza geldi. Feysbık, Tıvitır, İnstegrağm, Linktin, Bihens kenarına, Tamblır kenarına fotoğraf çekilir. 5 dakikada yapılır hemen teslim edilir.

|“““““““”“”“”“”““||_
|__fotoğrafçı_|||“|““__
|_________________|) ayağınıza kadar geldi
!(@)“”“”“”“”“”(@)“”“”““

4 Kasım 2012 Pazar

Immortal imparator.

// İbrahim Tatlıses tam bir immortal. Ölümsüz eserlere imza atmış ölümsüz imparator. Kafasına AK-47 kursunu yemiş, beyine, ve ölmemiş… İbrahim Tatlıses the immortal imparator. Yiiiiiieeeendim dereye, taş bulamadım. Tamam.

Hellöviyın

// Taksim’deyim; İstiklal Caddesi’nde her yanda bi’ Hellöviyın coşkusu var. İnsanlar, duvarlar, ışıklar, kostümler, şapkalar, posterler, balkabakları… Hellöviyın kokuları burnumdan girip dimağıma yerleşiyor. “Şaka mı yoksa şeker mi!?” diyen çocuklardan, atlı başsız adama kadar… İşte İstanbul, işte Beyoğlu’nun kozmopolit yapısı ve işte bunu seviyorum. Şaka lan şaka, az önce ajanstan çıktım ve Saray Muhallebicisi’nde bol pul biberli-kekikli tavuk suyu çorba içiyorum.

Tebrikler, günaydınsınız.

// Sabah gözünüzü sevdiğiniz kadının yanında açtığınızda; burnunuza mis gibi uyku kokusu, yüzünüze de iç gıdıklayan uyku sıcağı çarpıyorsa; TEBRİKLER GÜNAYDINSINIZ.

3 Kasım 2012 Cumartesi

Burhan Öççal nasıl mı usta bir perküsyoncu oldu?

// Merhaba arkadaşım, görünüşte esmer ve sinirli ama özünde duygusal bir müzisyen olan Burhan Öççal’ın annesiyim. O parmaktaki ritimli vuruşlar, o bilekteki kıvraklık, o kolu omuzdan kullanma dünyaları, o dirsekten kırık vuruşlar… Hepsini bana borçlu. Neden mi? Ben bu kıvrağı çocukluktan yetiştirdim. Bu Burhan; ağzı beleş, tıro vıro konuşan, elleri yerinde duramayan bir çocuktu. Kısaca, ne elinin ne de ağzının ayarı vardı… Bu ne derse, “Sus, Allah korusun!” der, hemen bi’ tahta masa, kapı ve saire bulur 3 bilemedin 4 kere tıklatırdım. Şeytanları bu ritmik ve paganik hareketle kovalar, üç harflileri uzak tutar, tüm kem gözlere parmak kemiklerimin en sert haliyle dokunurdum. Gel zaman, git zaman… Evet, bu tavıra Burhan’ı da alıştırdım. Evde sürekli birlikte “Allah korusun!” diyip, tahtalara tahtalara vurduk da durduk. Karşılıklı ritimler tuttuk. Bu çocuk burdan aldı yürüdü yemin ederim. Neyse yıllar yılı kovaladı; bu yılan delikanlı, büyüdü, uzadı, serpildi… Saçlar jölelendi, fönlendi… Paçalar genişledi, daraldı… Pantolonların beli yükseldi düştü… Çocukken benim dev Vita Yağ kutularımla ritim tutan, uzun ince Öncü Biber Salçası metalinde huzur bulan bu kıvrak, şimdi dünyaca ünlü virtüöz oldu da yurtdışılarında “entertainment” denen olaylarda baş sıralarda oldu. Perküsyonda coştu da durdu. Coşturdu da durdu. Neyse benim konuştuğuma bakıp siz gaza gelip her yerde bu başarıyı anlatıp durmayın, çocuğuma nazar vurmayın; tık tık tık tık “Allah korusun! Nazar değer…” Şaka şaka, anlatın gitsin, keyfiniz gelsin. Hepinizin avuç içlerinden öperim. Haydi kendinize dikkat edin. Allah hepinizi nazardan, kem gözden korusun.

19 Ekim 2012 Cuma

Depremle gelen zam.

// İstanbul'da yaşanan deprem, Ankara'nın yüzünü güldürdü. "Gündemi nasıl değiştiririz de alttan gizlice zamları gömçürtürüz." diye kara kara düşünen Hükümet, yaşanan İstanbul Depremi ile meşgul olan gündemden faydalandı, benzine 27 kuruş ve doğalgaza %30 zam yaptı.

18 Ekim 2012 Perşembe

Dımbız nedir?

// Arkadaşlarla oturulan her masada illa ki bi' tane bu tür mındolardan olur. Hatunlar olur masada, kendince repütasyon kovalar, prim arar. Mesela; "Nuri Bilge bu filminde çok şey..." Ney? Nuri Bilge? Hayatında Nuri Bilge Ceylan'ın web sitesine girip oradaki fotoğraflara iki tıktan daha yakın ne zaman oldun? Ya da; "Zeki bu sinematografiyle..." Zeki mi? Cihangir'de Firuzağa Kahvesi'nde iki yan masasında bi' kere oturmuş diye candostu sanki... İki sinema dergisinde, 3 yazı okuyup; 5 festival filminde 9 kere el çenede coşmuş dımbız bunlar. Yazık.

12 Ekim 2012 Cuma

Kangal

// Atilla Taş'ın "Yamyam Style"ı ve Hilal Cebeci'nin "Tangam Style"ından çok etkilenen Sivasli Fethi "Kangal Style"ın kayıtlarına başladı.

11 Ekim 2012 Perşembe

Benzin kapağındaki işeyen çocuk.

// Koskoca Manneken Pis, sen kalk ta Belçika'nın başkenti Brüksel'den çık gel TOFAŞ'ın benzin kapakları düş. Hem de işeyen çocuk olarak. Yazık.

Anneler su saklar.

// İstanbul'da yaşanan su kesintisi, yaklaşık 1 yıldır balkonda 2 tane ve küçük tuvalette 1 tane olmak üzere 5'er litrelik Sırma Su bidonu içinde su saklayan annelerin yüzünü güldürdü. "İşte bu günler için!" bakışı atan anneler, gururla bidonları içeri taşıdı.

3 Ekim 2012 Çarşamba

Sabah sabah...

// Sabah-ı ereksiyonlarınız hayırlı olsun.

Yazın döşek, kışın yorgan.

// Sevgili yapma sezonu yavaşça açılmıştır bayanlar & baylar: Winter is Coming

Kremin kekremsi tadı.

// Abi her dönem bi' şey pörtlüyor. Medya baronları hangi dizinin önceden tutacağını ayarlıyorlar. Paraları paklıyorlar. Bi' ara Doğu-Güney Anadolu aşiret dizileri... Konak dizileri... Polis dizileri... Şimdi de sokak dayıları, kabadayılar, mahalle abileri dizileri coştu; Ağır Roman, Ustura Kemal, Karadayı... Neyse, her şey bi' yana "Krem" ne kankizler. Krem diye dizi var. Tamam oldu.

18 Eylül 2012 Salı

// French Kiss reklam ajansı Chief Creative Officer’ı Meği Antonet’ten delikanlı açıklamalar: “FİKİR BULAMIYORLARSA, CİNGIL YAPSINLAR.”

17 Eylül 2012 Pazartesi

Hindi kaçışması sesi.

// Neredeyse yedi yılı aşkın ve neredeyse sekiz yıla yakın bir zamandır aynı evde ikamet ediyorum. Bu bina ile ilgili söyleyebileceğim tek bi’ şey var, üst komşun ve oğlu Ömer… Evleri altıncı katta olduğundan, Ömer asla yukarı çıkarak bi’ şey almadı. Hep yukarıdan Ömer’e atıldı… Poşet içinde, eski gazete kağıtlarıyla korumaya alınarak… Başta ev anahtarı olmak üzere, ekmek arası peynir, elma, salçalı ekmek ve bezeri bir çok şey… İşte tam da bu yüzden ben nerde olsa, yukarıdan aşağı bırakılan içi gazeteli ve dolu poşet sesini tanırım. Neyse, ne diyordum; üst komşu ve oğlu Ömer’le koskoca sekiz yıla yakın bir zaman geçti. Evet bunca zaman harcandı ve üst komşu kadın bu süreçte her gün, hiç bıkmadan asla yılmadan, “Ömer!” diye oğluna bağırdı. Camdan çıkarak… Tam tamına 8 yıl! Evet, Ömer büyüdü, sesi değişti, tüylendi, bıyık terledi, yüzü nemlendi, alın sivilcelendi… Saçlar üç numara makineden, ense natürel makasla tıraşa, ordan da bol jöleli ara makas kesimine devşirdi Ömer’in kafasında. Eskiden aşağıdan hindi kaçışması sesi gibi bağırarak geri dönen Ömer, şimdi vapurda caz gruplarının obuası gibi bas haliyle titretiyor camı çerçeveyi. Yıllar önce, iğrenç New Balance ayakkabılarının atası olan önü dilli ayakkabıların dışıyla topa vuruyorken şimdi, kunduranın içiyle yoldan geçerken ortaya top kesiyor Ömer… Manitayı eve bırakmalar, “Peki……”, “ii..” diye hatundan mesaj almalar derken… Hayat değişse de, günler akıp geçse de… Yazık Ömer sana, o camdan her gün duyuyorsun aynı şeyi ve 5’lik bi’ su kapıp koşuyorsun 6. kata… Şartlanmışsın bu reflekse… Senin için dua ediyorum Ömer, üniversiteyi kazanıp bi’ an önce kaç diye; ama öyle yakına değil, haftasonu gelmeli mesafe değil Trabzon ve saireye gidesin Ömer. Kaçıp kurtarasın kendini Ömer. Bizi de huzura eyleyesin Ömer. Ağam olasan Ömer, paşam olasan Ömer.

Kaytan bıyıklarımı, sürsem nerelerine.

// “NEDEN BIYIK BIRAKTIM” konulu, pop-ekpresiyonist neo-dadaist dengesiz temalı bıyık belgeseli. Ayfon kamerası üstündeki toz, kir ve parmak izi üstüne çapraz banyolama tekniği, eskitilmiş yarro film efekti. 4’e 3 Ayarsal.

İzlemek için önce istemek, sonra tıklamak gerek:

http://5dakikaoncegordum.tumblr.com/post/31391712102/neden-biyik-biraktim-temal

Krem diye dizi ismi de gördük bu ülkede.

// “Krem” diye dizi ismi gördüm; “Köpük” diye her sabah tıraş olan babalara, “Losyon” diye güneş gördüğü gibi yan yan yanan tatilcilere, “Yağ” diye bebek yağı süren çocuklu annelere ve çocuklara, “Jel” diye her gün aynı libidoyu sürdüren ergen liseli erkeklere ve “Solüsyon” diye her gece yatmadan makyajını temizleyen bol makyajlı hatunlara yönelik dizi senaryoları yazmaya başladım.

Kıristiyanö Rönaldo'nun dev taşlı küpesi.

// Audi’nin CEO’su Sichael Mchumacher son makalesinde; Türkiye’de bulunan, saçını sürekli 3’e vurduran, polo yaka tişörtlü ve Kıristiyanö Rönaldo’nun dev taşlı küpesinin çakması olan Gaziosmanpaşa Küpesi’yle dolaşan güruhun Audi A3 kullanmasından ötürü marka kimliklerini bir türlü toparlayamadıklarını ve artık Audi A3’ü üretim bandından indireceklerini açıkladı.

"Acımasız olma, şimdi bu kadar."

// Bi’ “Dallas!” açtım, annem “Fatmagül’ün suçu ne?” dedi. Bi’ bira açtım, kuzen “Adını Feriha koydum.” dedi. Bi’ “Arka Sıradakiler” açtım, liseliler birbirlerine “Anan zaaa xD xD” dedi. Bi’ doktora telefon açtım, Kutsi açıp “Yeni yeni sevdalar çiçeğimişsin…” dedi. Bi’ Feysbık açtım, Yılmaz Özdil paylaşımları dedi. Bi’ Flaş TV açtım, Yalçın Çakır “Yaş kaç? Nerelisin?” dedi. Bi’ YouTube açtım, Hakkı Bulut “Sen bilirsin bilirsin, sen bilirsin… Dinime imanına sen bilirsin.” dedi. Bi’ Ahmet Kaya açtım, “Acımasız olma, şimdi bu kadar.” dedi. Sonuncu çok koydu.

31 Ağustos 2012 Cuma

Şişme müjde!

// 31.08.2012 tarihli, ÖSYM’den yapılan açıklamaya göre; beyaz Converse, yandan çizgili Adidas yeşil eşofman altı, memeye kadar açık v yaka beyaz tişört ve kürk kapüşonlu şişme yelek giyip Audi A3’e binen öğrenciler sınavsız olarak vakıf üniversitelerinin iç mimarlık ve endüstriyel tasarım bölümlerine girebilecekler.

6 Haziran 2012 Çarşamba

İn-cin top oynuyordu.

video

// Ogilvy & Mather İstanbul’da in-cin top oynuyordu!  Neo-Dadaist, Pop-Sürrealist video-art.

3 Haziran 2012 Pazar

Nişantaşı'nda Golden default yükleniyor.

// Nişantaşı'nda ev bakmaya gittim, emlakçı bi' anahtar bi' de Golden'ı tasmasıyla tutuşturde elime. Nişantaşı'nda Golden "default" yükleniyormuş. Sonra; "Golden yok, iki Van Kedim var. Hı!?" dedim, kafa hareketiyle tersledi, "Kedi varsa, Moda ve Cihangir'e bak." dedi. Kartvizitini çıkardı verdi, emlakçı arkadaşının telefonunu da yazdırdı ve en son kartvizitinin arkasına çarpı da atıp güvenlik önlemini aldı. "Hayırlı günler usta." dedim. Gittim.

21 Mayıs 2012 Pazartesi

video
// Kadıköy-Beşiktaş Şehir Hatları Vapuru’nda pop-ekpresiyonist neo-guttural panik atak temalı bilim-kurgu sinematografisi. Ayfon kamerası üstündeki toz, kir ve parmak izi üstüne çapraz banyolama tekniği, eskitilmiş yarro film efekti. 4’e 3 Simgesel.

18 Mayıs 2012 Cuma

Tanrı fotoğraf çekiyor olmalı.

// Yaz günlerine girerken geri dönen serin hava, yağmur ve grilik. Moda sahildeyim... Elimde bir şişe Cabernet-Sauvignon. Damlalar, rüzgarın sesi, ağaçlar... Yağmur kirpiklerime yağıyor ve ben altında yürüyorum. Hızlıca ama sakin. Koşar adımlarla ama her damlayı yakalamak ister gibi. Hava gece grisi... Bir yandan da açık. İçimde nemli duygular kıpırdamaya başladı. Kendimi ve hislerimi uçurmak, yağmurun her damlasıyla ıslatmak ve buluşturmak istiyorum. Tam bu sırada gök gürlüyor, şimşek çakıyor. Tanrı fotoğraf çekiyor olmalı. Fakat gökyüzü ona kızgın sanki, flaş patlatma çirkin çıkıyorum diyor. Şaka lan şaka, ajanstan yeni çıktım. Kıç baş ıslana ıslana metrobüse yürüyorum.

16 Mayıs 2012 Çarşamba

Yaşanmışlıklar ve keyif...

// Gina'dayım, parmaklarım arasında süzülen bi' kadeh 1990 Merlo'nun tadını çıkarırken bir yandan da Kanyon'un eşsiz mimarisi içinde gezinen bedenleri seyrediyorum. Hümın voçing burada bir başka, hava esiyor, kokular geliyor, ışıldayan insanlar, cıvıltıları... İçim yaşanmışlıklar ve keyif doldu... Şaka lan şaka, Saray Muhallebicisi'ndeyim ve bol limonlu tavuk suyu çorba içiyorum.

11 Mayıs 2012 Cuma

// Günlük iş listesi basılı ucuz kağıdın arka sayfa yüzüne, az şekerli Türk Kahvesi kıvamlı suyun tabağa bulaştırılarak sayfaya gezdirilmesi, atmıklanması, damlatılmalı boya tekniği ve bardağın dibi baskısı. “Gözünü seks bürümüş sakallı adam: S**tim öldü, balkona astım kuruyor.” adlı, düşük gramaj 29,7x21 Neo-Fütüristik Pop-Oryantalist (Kasışsal) Gültepe 2012

9 Mayıs 2012 Çarşamba

// Beyaz, yıldız boşluklu plastik çay ve kahve karıştırma kaşığıyla; promosyon defter kağıdı üzerine çay bardağında yapılmış ucuz otobüs firması kahvesi baskı tekniği. "Kahve Keyfiymiş Siktir Lan!" adlı, 20x30 Neo-Dadaist Pop-Sürrealist (Sikimsel) Gültepe 2012

Metrobüs Fakfest!

// Metrobüs fakfest! Gore, brutal, hardcore! Sıcak, terli, yapış yapış... Kokulu, ateşli, adam adama... Omuz omuza, diz dize, poşet göte...

5 Mayıs 2012 Cumartesi

Entelci Hıdırellezi.

// Hıdırellez, Ahırkapı'da olduğu zaman Hıdırellezdi. Sahilde teknelerin üstünde çömelip içenlerden, sahile yanaştırdığı Şahin'in kaportasına 3 kişi oturup siyah poşet içinde birayla demlenenlere, içeride ateş etrafında dans edenlere, müziklerden oturup fal bakanlara, taşlarla yerlere şekiller çizip hayallerini suya bırakanlara kadar... "Deniz canlılarını sevenler derneği" logolu teknenin etrafına yaslanana kadar... Trafiği komple kilitleyene kadar... Parkorman'da Hıdırellez mi olur allasen ya!? Hele bi' de Kafe Pi organizasyonuyla Hıdırellez mi olur hacıt? Onlar gidip Winamp'ta yaptıkları playlisti 5 yıldır çalmaya devam etsin, bol şekerli boyalı kokteyl satsın. Ha, yarın Hıdırellez'e gideceğim diyenlere; orada gerçekten daha önce Hıdırellez'de gördüğünüz gerçek insanlar değil, ortamda Hıdırellez'e gittim diyen civcirt entelciler olacak. Artık Hıdırellez'de karşılıklı Oğuz Atay'dan Tutunamayanlar'ın Wikipedia özetini konuşursunuz. Şimdi dağılalım.