3 Kasım 2012 Cumartesi

Burhan Öççal nasıl mı usta bir perküsyoncu oldu?

// Merhaba arkadaşım, görünüşte esmer ve sinirli ama özünde duygusal bir müzisyen olan Burhan Öççal’ın annesiyim. O parmaktaki ritimli vuruşlar, o bilekteki kıvraklık, o kolu omuzdan kullanma dünyaları, o dirsekten kırık vuruşlar… Hepsini bana borçlu. Neden mi? Ben bu kıvrağı çocukluktan yetiştirdim. Bu Burhan; ağzı beleş, tıro vıro konuşan, elleri yerinde duramayan bir çocuktu. Kısaca, ne elinin ne de ağzının ayarı vardı… Bu ne derse, “Sus, Allah korusun!” der, hemen bi’ tahta masa, kapı ve saire bulur 3 bilemedin 4 kere tıklatırdım. Şeytanları bu ritmik ve paganik hareketle kovalar, üç harflileri uzak tutar, tüm kem gözlere parmak kemiklerimin en sert haliyle dokunurdum. Gel zaman, git zaman… Evet, bu tavıra Burhan’ı da alıştırdım. Evde sürekli birlikte “Allah korusun!” diyip, tahtalara tahtalara vurduk da durduk. Karşılıklı ritimler tuttuk. Bu çocuk burdan aldı yürüdü yemin ederim. Neyse yıllar yılı kovaladı; bu yılan delikanlı, büyüdü, uzadı, serpildi… Saçlar jölelendi, fönlendi… Paçalar genişledi, daraldı… Pantolonların beli yükseldi düştü… Çocukken benim dev Vita Yağ kutularımla ritim tutan, uzun ince Öncü Biber Salçası metalinde huzur bulan bu kıvrak, şimdi dünyaca ünlü virtüöz oldu da yurtdışılarında “entertainment” denen olaylarda baş sıralarda oldu. Perküsyonda coştu da durdu. Coşturdu da durdu. Neyse benim konuştuğuma bakıp siz gaza gelip her yerde bu başarıyı anlatıp durmayın, çocuğuma nazar vurmayın; tık tık tık tık “Allah korusun! Nazar değer…” Şaka şaka, anlatın gitsin, keyfiniz gelsin. Hepinizin avuç içlerinden öperim. Haydi kendinize dikkat edin. Allah hepinizi nazardan, kem gözden korusun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder