18 Şubat 2013 Pazartesi

Şan, şöhret, ALKIŞ!

// İlk ses çıkardı alkış. Tüm eliyle baş parmağı sardı alkış. Nah yaptı alkış. Emekledi alkış. Ağladı alkış. Bi’ de güldü ona da alkış. Tokasını söktü alkış. Pipisini çekti dev alkış. İlk adımı attı alkış. Göt yerde buluştu alkış. Bögü dedi alkış. Gagı dedi alkış. Anne dedi alkış. Baba dedi ona da alkış. Görümce dedi çok alkış. Kayınço deseydi ona da aşırı dev alkış. Yattı alkış. Öptü alkış. Kalktı alkış. Ee, sonra vay efendim günümüz gençliği şan peşinde şöhret peşinde; ünlü olma peşinde. Sen çocuğu doğduğu andan sıçışına, işemesinden sapıtmasına alkışlarsan olacağı bu.

Dünyanın en işlevsel lezzeti, ELMA


Dünyanın en işlevsel lezzeti, ELMA

Akşam yatmadan önce tabağa mutlaka onu koyarız (Elma as himself). Sonra yemek için kabuklarını soyarız; ya da meyveyi daha yiyemeden, vitamini kabuğunda diyen ama işin aslında soymaya üşenen anneden azar yeriz. Kendisi yetmezmiş gibi üzerine şerbetle kaplayıp şekerini elde ederiz, küçük kızları kandırmaya yer ederiz (Elma Şekeri). Kurutup bütün yıl yeriz (Kuru Elma-Kak). Kabuklarını demliğe atarız, tadını alırız (Aroma). Çayını yaparız, turizme büyük katkı sağlarız (Elma Çayı). En güzel şekilli kadın kalçasını ona benzetiriz (Fantazi). Bir şehrimizi komple onunla adlandırırız (Amasya Elması). Sapıyla birlikte sıkar, detoks diye yalandan suyunu içeriz (Elma Suyu). Yani özetle Türkiye’de elmanın başımızın üstünde yeri vardır (Gelin Koçu).

Cihangir'de su kesintisi.

// Cihangir Muhtarı konuştu: “Bu bölge, sürtünme kuvvetiylen kendi ısısını kendisi üretebilen bi’ mahalle. 18 saatlik su kesintisini kınıyoruz. İnsanlar yıkanamayacakları için yatıp uyudu. Mahalle buz kesti. Belediye bunları düşünmeliydi. Üşüyoruz.”

BAŞARILI & KEYİFLİ

// “BAŞARILI!” ve “KEYİFLİ!” kelimelerini, ağzından düşürmeyen tüm hatunlardan bir kızla karşılaşırsanız derhal en yakınızda bulunan bir teflon tavaya ulaşın. Ağzına 3 bilemedin 5 kere teflon tavayla vurun. İmkanlarınız yoksa, kolunuzdaki saatin camlı kısmıyla da ağzına vurabilirsiniz. “BAŞARILI!” ve “KEYİFLİ!” diyen kızlardan hepbirlikte tiksinelim. Lütfen. Duyarlı olun. Gençler uyuşturuldu, aileler perişan.

Oda, oda, hamam, tamam: MİMAR

// Merhaba, konuşurken “S” harflerini kaydıran ve “E” harflerini yuvarlarken “kelime sonlarını “O” harfinde bırakıp uzatan biriyim. Mimar Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde mimarlık eğitimimi tamamladım, yıllarca boğaza karşı baktım da durdum. Üstüne, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde yüksek lisansımı yaptım, Taşkışla ne güzel binaymış diye koştum da vurdum. İçinde İtalyan’dan çok Türk’ün olduğu Politeknikö Di Milenö’da da doktora mı yaptım. Sonrasında “Ay ben bi’ daha Türkiye’de yaşıyamam.” diyerek ülkeme döndüm. Şimdi ne mi yapıyorum? Çeşitli sergilere katılıp, sanat galerilerinde boy gösteriyorum. Amacım sergi gezmek değil, açılışlardaki ucuz Cumartesi şaraplarından 2-3 kadeh kapmak ve midem yakmak. Tanıştığım insanlara “Binalar birbirine atıfta bulunmalı. İnsan ölçekli olmalı. Yaşanmışlık olmalı. Bir bina diğerinin yanında yükseliyorsa ona saygılı durmalı.” cümlelerini sırasını bozmadan patlatıyorum. İlk merhabada “Selam ben mimarım. Işıkta kütlelere şekil veriyorum.” diyorum, parmak uçlarımda duruyorum. İşin özünde “Oda, oda, hamam, tamam.” biliyorum. Göz kapaklarınızdan öpüyorum.

Dünyanın en işlevsel objesi, Gazete


Dünyanın en işlevsel objesi, Gazete

Bakkaldan alırken ekmeği onun arasına koyarız (Çanta). Sonra okuruz. Ya da en azından resimlerine bakarız (Gazete as himself). Ertesi gün olup gazete bayatlayınca, sofraya sereriz (Amerikan servis). Cam sileriz (Bez). Rakımızı sararız (Paket kağıdı). Camları örteriz (Perde). Katlar, sinekleri öldürürüz (Sinek öldürücü). Kendi ölülerimizin üstüne sereriz (Kefen). Yani özetle Türkiye’de gazetenin başımızın üstünde yeri vardır (Şapka).

Fotoğraf: Serhat Bayram